Düşüş

Bir çölün üzerinde yürüyen insanlar. Onlarca, düzinelerce, yüzlerce, binlerce. Sayamayacağınız kadar insan altın rengi kuru kumun üzerinde ilerliyor. Bazılarının yüzünde bir gülümseme yeşeriyor, diğerleriyse somurtarak etrafına bakınıyor.

Ufukta görebildikleri şeyi anlatmam mümkün değil ama bilmelisiniz ki hepsi ufka ulaşmaya çalışıyor.

Bazen bir kadın bir erkeğin elini tutuyor, ya da sıcak birkaç öpüş ses dalgasının içinde kayboluyor. Ellerini birbirine dolayan çiftler etraflarında dönüyorlar, bir tomurcuk açan çiçeği anımsatıyorlar. Kollarında çocuklarıyla yürümeye devam ediyorlar.
Çok fazla ses var konuştukları şeyleri anlatmam mümkün değil ama bilmelisiniz ki hepsi kendi söylediklerinin doğru olduğuna inanıyor.

Bazıları çölün tümseklerinin üzerinden geçiyor bazıları etrafında dönüyor. Kimilerinin yere düştüğünü ve bir daha kalkmadığını görüyorum. Kimileri ise ufka ulaşma sözüne karşılık bağlı oldukları kişilerin düşmesine izin vermiyorlar. Bazısı takunya oluyor, bazısı şemsiye, bazısı da sörf tahtası. İnsanları bu kadar şekil değiştirirken göreceğime önceden inanmazdım. Çok fazla şekil var, bunu neden yaptıklarını size anlatmam mümkün değil ve bilmelisiniz ki yıl olmuş 2022 insanların şekillerine karışamazsınız.

Gökyüzünün bazı yerlerinde kara bulutların toplandığı noktalar görüyorum. Sanki bir şekilde oraya çekiliyorlar ve çölle gökyüzü arasında müthiş bir çekim başlıyor. Yer çekimi gibi ama sadece dünya değil bunun suçlusu, evren tüm parçalarıyla bu çekimi sağlıyor. Gökyüzüne bakıyorum, kara bulutlar benim üzerimde de toplanıyor. Sıranın bana gelene kadar sıranın bende olduğunu bilmiyordum. Çekimi tüm vücudumda hissediyorum, inanın önceden hiç böyle bir acı hissetmemiştim. Bunun nasıl bir his olduğunu anlatmam mümkün değil ama bilmelisiniz ki ölüm bunun yanında yaratıcının bize hediyesidir.

Dizlerimin üzerine düşüyorum ve tüm derimin kuma doğru çekildiğini hissediyorum. Kaslarım zangır zangır titriyor. Yüzümün aktığını görebiliyorum, kollarım ve bacaklarımın kumun altında sızıyor. Civa gibi kumların altına sızıyorum. Ben aşağıya kaydıkça battığım yer bir çukura dönüşüyor. En sonunda karanlık bir boşluğa varıyorum ve düşmeye başlıyorum. Çukur gittikçe genişliyor, düşüşün etkisiyle girdiğim şoktan çıkınca çığlık atıyorum. 5 dakika mı yoksa 5 saat mi yoksa bilemediğim başka bir zaman dilimi boyunca mı çığlık attığımı bilmiyorum. Düştüğüm süreyi anlatmam mümkün değil ama bilmelisiniz ki düşüşün hiç de rahatlatıcı bir yanı yok.

Düşerken bir taş katmana çarpıyorum bittiği için minnet duymak üzereyken katman çatlayıp beni yine havanın zalim kollarına bırakıyor. Ağlamak istiyorum ama çarpan rüzgar gözlerimi yakıp duruyor. Kendi etrafımda dönüyorum, bedenimi çukurun kenarlarına itmeye çalışıyorum fakat sanki hiç ilerleyemiyorum. Dallar görüyorum tutunmaya çalışıyorum ama asla elimle sıkıca kavrayamıyorum. Tekrar tekrar çarpıyorum katmanlara yine de düşmeye devam ediyorum. Dibe vurmanın nasıl bir şey olduğunu anlatmam mümkün değil ama bilmelisiniz ki dibe vurduğunu sanıp, bir dip daha olduğunu keşfedebiliyormuş insan.

Yukarıda birileri ip uzattığını söylüyor, şaşırıyorum çünkü diğer insanlar sanki ben hiç orada değilmişim gibi yürümeye devam ediyordu. Genişleyen çukurumun çevresinden dolaşarak ufka yol alıyorlardı. Sonra ipin birkaç metre sonra kesildiğini görüyorum. Bense birkaç kilometredir düşüyor olabilirim. Bağırıyorum "Artık ölmek istiyorum, lütfen bana merhamet edin." Çukurumun yanından geçen bir adam silueti de bağırıyor. "Senden daha zor durumda olanlar da var, şımarıklık etme." Ayağını hızla kuma vurarak üzerime düşmelerini sağlıyor, ağzım yüzüm kum içinde kalıyor. Adama içimden fısıltıyla yalvarıyorum. "Ama bu ölmek istediğim gerçeğini değiştirmiyor." Ölümü düşlemenin nasıl bir şey olduğunu anlatmam mümkün değil ama bilmelisiniz ki bu hiç de bilmek isteyeceğiniz bir şey değil.

Bedenimin ipleri kopuyor, sadece rüzgarda salınıyorum. Daha sert taş katmanlara çarpıyorum, tüm kemiklerim kırılmış olmalı ama hala ölmedim. Tüm acıyı hücrelerimde hissedebiliyorum fakat karşı koyacak gücüm kalmadı. Kendimi ebedi bir düşüşe bıraktım. Şanslısınız ki bunun nasıl bir deneyim olduğunu anlatmam mümkün değil.

Düşüş

Bir çölün üzerinde yürüyen insanlar. Onlarca, düzinelerce, yüzlerce, binlerce. Sayamayacağınız kadar insan altın rengi kuru kumun üzerinde i...